Abbas Vesim Efendi Hayatı

OdevTest
OdevTest
Aralık 4, 2018

Abbas Vesim Efendi ya da Kambur Vesim (1689 – 1760, İstanbul), 17. yüzyılda yaşamış Osmanlı astronomu ve hekimi. Çalışma yeri Sultan Selim çarşısındaydı.

Hekim, hattat, şair ve astronomi bilgini (D. ? – Ö. 1760, İstanbul). Kambur Vesim Efendi ve Derviş Abbas Tabip adlarıyla da bilinir. Zamanına
göre verem hakkındaki görüşleri ve mikrobu tanımlamasıyla ile bir düzey kabul edilen Abbas Vesim Efendi, halk arasında “Kambur” lakabıyla
tanınmıştı. Bursalı tabip Ömer Şifaî’nin oğlu olduğu ve tıp bilimiyle Farsçayı babasından öğrendiği sanılmaktadır. Ayrıca tıp öğreniminde Bursalı
tabip Ali Efendi ile Kazasker ve Reisül-etibba Kâtipzade Mehmet Refi Efendi’den de yararlandı. Astronomi derslerini Ahmet-i Mısrî’den, fizik
derslerini ise Yanyalı Esat Efendi’den aldı. Öte yandan, İstanbul Galata’da oturan Batılı hekimlerle ilişkiler kurarak Latince ve Fransızca öğrenmiş,
hatta kimi İtalyanca tıp metinlerini Türkçeye çevirterek, Avrupa’daki gelişmelerden de bilgi sahibi olmuştu.

Abbas Vasim Efendi; Yanyalı Esat Efendi’den hikmet (eşyanın hakikatinden bahseden ilim) ve Farsça, Ahmed Mısrî’den astronomi ve
astroloji, Kâtibzade Mehmed Refi Efendi’den tıp ve talik yazı dersleri aldı. Bir ara öğrenim amacıyla Hicaz, Şam ve Mısır’a gitti. Birçok bilimsel
araştırmada bulunarak tıp alanındaki bilgisini geliştirdi. İstanbul’a dönüşünde Sultan Selim Camisi civarında bir eczahane ile muayenehane açtı.
İstanbul’da kırk yıl doktorluk yaparak, hem insanlara hizmet etti hem de tıp alanındaki bilgisini geliştirdi. Aynı zamanda tasavvufa yönelip Halvetî
ve Kâdiri tarîkatlarına mensup oldu, son şeyhi Nakşibendiyye yolunun büyüklerinden Muhammed Emin Tokâdî’dir. Mehmed Emin Tokadî’den
tasavvuf bilgileri öğrendi ve uyguladı. Abbâs Vesim Efendi; Arapça, Farsça, eski Yunanca ve Latince dillerini yazı yazacak kadar bilirdi.
Osmanlı tababetini (doktorluğunu) olgunluğa götürmekte büyük hizmeti olan Abbas Vesim Efendi’nin kişisel deneyimleri ile verem hakkında en son keşiflere yakın araştırma ve incelemeleri vardır. Tıbbı iyice anlayabilmek için fizik, mekanik ve deneysel kimyayı da bilmenin gerekli olduğunu savunurdu. Bu konuda “Tıbb-ı Cedid-i Kimyevi” adlı bir eser yazdı. Ayrıca deontolojinin (tıp tarihi ve tıp ahlakı) gelişmesine ve uygulama biçimine yön verdi. İbn-i Sina gibi eski tabiplerin eserlerinden ve kendi hocalarından öğrendiği bilgilerle, İstanbul’a gelen kimi Batılı tabiplerin eserlerinden yararlanarak “Düstur-ül-Vesim Tıbb-il-Cedid vel-Kadim” adlı eserini yazdı.

Doğu ve Batı tıbbını karşılaştıran ve mükemmel bir külliyat olan bu eser tıp tarihimiz bakımından önemlidir. İki ciltten oluşan bu eserin
birinci bölümünde baştan sona kadar organ hastalıkları, ikinci bölümünde kadın ve çocuk hastalıkları, üçüncü bölümünde şişler ve ülserler,
dördüncü bölümünde basit ve bileşik ilaçlar anlatılmaktadır. 1748 yılında yazdığı bu eserin üç nüshasından biri Beyazıt, ikisi de Ragıp Paşa
Kütüphanesi’ndedir.
Kendi adını taşıyan verem basilini bulduğu için, 1905 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü alan Robert Koch’un üniversiteden hocası Henlen’in ortaya
attığı kuramı; ilk olarak Rönesans bilgini, 1478 doğumlu (yani Türk bilgini Akşemseddin’in ölümünden on dokuz yıl sonra doğmuş) olan Girolamo
Fracastoro tarafından ortaya atıldığını yazarlar. Fracastoro’yu bu konuda bilimsel açıklama yapan ilk bilim adamı olarak kabul ederler.
Akşemseddin’in bu konuda yazdıklarından ve Robert Koch’tan yüz elli yıl önce, “Vereme, akciğerde yerleşen bir mikrop sebep olur” diye yazan
Kambur Vesim lakabıyla ün yapmış Vesim Abbas bin Abdurrahman bin Abdullah’tan söz etmezler. Oysa o, bağırsak hastalığının kimi sağaltım
yöntemlerini de belirtmişti. O devirde amip ve basil etkenlerini de nitelendirmiş ve akciğerde yerleşen bir mikrop vasıtasıyla veremin meydana
geldiğini açıklamıştı.

Dr. Osman Şevki, “Beşbuçuk Asırlık Türk Tababeti” adlı eserinde, Kambur Vesim’in verem hakkındaki bilgilerine, XX. yüzyıl başlarında bile
tıbbın fazla bir şey ekleyemediğini belirtir. Aynı yorumu, Mehmet Tahir de; “Osmanlı Müellieri” adlı eserinde yineler. Şişli Etfal Hastanesi Başhekimi İbrahim Paşa, “İkdam” gazetesinin 4040. sayısında yazdığı bir makalede, “Vesim Abbas, hastalık mikroplarını Avrupalılardan 300 yıl önce keşfettiğini, verem ve frengi hastalıklarının tedavisi konusundaki görüşlerinin ne kadar yerinde olduğunu, ancak XX. yüzyıl başında kabul edilmiştir” diye yazar.

Abbas Vesim Efendi’nin, tıp biliminin dışındaki önemli bir eseri de “Uluğ Bey Zici”nin Türkçe şerhi olan “Nehc-ül-Büluğ Şerh-i Zic-i Uluğ”dur.
Açık Türkçe ile yazılmış olan bu eser, tüm uygulamalara ait örnekleri, İstanbul arz (enlem) ve tulüne (boylam) göre düzenlemiştir. Eski Türk
takvimini incelemiş ve metinde olmayan İbrani ve Rumi takvimlerini eklemiştir. Bir derecenin sinüsünü bulmakta, Uluğ Bey’in tanımladığı
Gıyasüddin Cemşid’e ait usulü çok güzel izah etmiştir. Bu eserin yazma nüshaları Beyezıt Kütüphanesi ile Kandilli Rasathanesi Kütüphanesi’ndedir.
Ayrıca astronomi ile ilgili “Risale-i Rüyet-i Hilal” adlı eseriyle şiirlerinin toplandığı “Divan”ı ve “Risalet-ül-Vefk” adlı eseri yanında, Macar Georgios’tan çevirdiği “Vesilet-ül-Metalib İlm-it-Terakib” adlı bir farmakoloji kitabı da vardır. Mezarı Edirnekapı dışındaki mezarlıktadır.

ESERLERİ:

BİLİM: Düstûr el-Vesim, Tıbb-ı Cedîd-i Kimyevî, Düstûr-ül-Vesîm fî Tıbb-il-Cedid vel-Kadîm, Vesîlet-ül-Metâlib fî ilm-it-Terâkib, Nehc-ül-Bülûg
fî şerhi Zîc-i Uluğ, Nehc-ül-Bülûğ.
EDEBİYAT: Divân, Risâlet-ül-vefk.

LGS SINAVINA KALAN SÜRE
6 HAZİRAN 2021
UA-110949892-2