Adana Hakkında Her Türlü Bilgi

OdevTest
OdevTest
Kasım 22, 2018
ADANA İLİ HAKKINDA BİLGİ
Nüfus (2015) 2.183.167
Yüzölçümü 14.125 Km2
Rakım 23 m
İstatistiki Bölge Sınıflandırması TR62 (Adana, Mersin)
İl Nüfus Artış Hızı(2014/2015) ‰ 8,1
Nüfus Yoğunluğu (2015) 157
Akdeniz’deki Kıyı Uzunluğu 160 Km
Büyükşehir Belediye Sayısı 1
İlçe Sayısı 15
Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sırası

(Kalkınma Bakanlığı,SEGE-2011)

16. Sıra
Gelişmişlik Kademesi (SEGE-2011) 2. Kademe
Kişi Başına Katma Değer (2011,TR62) 7.232 $

TARİHÇE

Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin suladığı verimli arazide kurulu Adana, coğrafi konumu nedeni ile tarihi M.Ö. 6000 yıllarına kadar dayanan dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birdir.

Adana’ya ait en eski yazılı kayıtlar Boğazköy metinleri olarak bilinen M.Ö. 1650 yıllarındaki Hitit tabletleridir. Bu tabletlerde Adana havalisinden “Uru Adania”, yani Adana bölgesi olarak bahsedilmektedir.

Adana, Yontma Taş Devri’nden bu yana yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Adana’nın merkezinde bulunan Tepebağ höyüğü, insanoğlunun yerleşik hayata geçtiği neolitik dönemden bu yana kullanılmıştır.

Adana, Antik Kilikya Bölgesi’nin en önemli şehirlerinden biridir. Adana’yı egemenliği altına alan medeniyetler sırasıyla; M.Ö. 1900 Luvi Krallığı (Hititlerin bir kolu), M.Ö. 1500-1333 Arzava Krallığı (Hititlerden ayrı doğu kökenli bir grup) , M.Ö. 1900-1200 Hitit Krallığı, M.Ö. 1190-713 Kue Krallığı (Frigler), M.Ö. 713-660 Asur Krallığı, M.Ö. 663-612 Kilikya Krallığı, M.Ö. 612-333 Pers Satraplığı, M.Ö. 333-323 Hellenistik dönemi, M.Ö. 312-133 Seleukidler, M.Ö. 178-112 Karsunlar dönemi, M.Ö. 395- M.S.638 Bizanslılar ve M.S. 638 İslam devri sırasıyla; Ermeni Krallığı, Mısır Türk Memlukluları, Ramazanoğulları ve Osmanlılar olarak sayılabilir. Böylece Adana, tarih boyunca 10 ayrı ve büyük medeniyete, 18 ayrı siyasi yapılaşmaya şahit olmuştur.

1.Dünya Savaşı’ndan sonra Adana ve çevresi Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. 5 Ağustos 1920’de Mustafa Kemal, Fevzi Bey (Çakmak) ve milletvekilleri Pozantı’ya gelerek burayı il merkezi haline getirmişler ve Pozantı Kongresi’ni yapmışlardır. 1920 Kasım ayında Fransızlar yenilgiye uğramışlar ve imzalanan Ankara Antlaşması’na uygun olarak 5 Ocak 1922’de Fransız işgalinden kurtarılmıştır. Bu tarihten itibaren il merkezi Adana’ya taşınmıştır.

COĞRAFİ DURUM

Adana ili, Anadolu Yarımadası’nın güneyinde bulunan Akdeniz Bölgesi’nin doğusunda, Adana bölümünde yer almaktadır.

Adana ili, kuzeyinde Kayseri, doğusunda Osmaniye, Kuzeydoğusunda Kahramanmaraş, güneydoğusunda Hatay, Kuzeybatısında Niğde ve batısında Mersin illeri, güneyinde ise Akdeniz ile çevrilidir. Güneyi 160 km’yi bulan Akdeniz kıyılarıyla sınırlanan ilin yüzölçümü 14.046 km2’dir.

Adana ili, Orta Toroslar’ın bir bölümü ile Amanos Dağları tarafından çevrilidir. Toroslar batıdan doğuya Uzunyayla’ya kadar uzanır. Toroslar’ın bu bölümünde İç Anadolu’yu güneye bağlanan en önemli geçit olan Gülek Boğazı bulunur.

İlin toprakları, güneyden kuzeye gidildikçe yükselmekte ve Toroslara ulaşınca 2.500 metreye kadar çıkmaktadır.

Dağlar

İlin kuzeybatı, kuzey ve kuzeydoğu bölümleri Orta Toros adı verilen dağ sistemiyle çevrelenmiştir. Doğuda sınır, Toros Dağları sistemine giren Amanos Dağları’na dayanır.

Orta Toroslar üzerinde üç ayrı dağ sırası görülmektedir. Bunlar batıdan başlayarak Bolkar Dağları, Aladağlar, Tahtalı dağlarıdır. Ayrıca Orta Torosların kuzeydoğu uzantısını oluşturan Binboğa Dağları ilin sınırlarını aşmakta ve Kahramanmaraş iline uzanmaktadır. Aladağlar üzerindeki Demirkazık Tepesi, Toros Dağları’nın doruğudur.

Ovalar

Bütünüyle Adana Ovası adı verilen havzanın güneyde kalan bölümüne Çukurova, kuzeyde kalan bölüme ise yukarı ova Anavarza denir. İki ovayı Misis Dağları ayırır. Tepe özelliği gösteren bu dağların en yüksek noktası olan Nur Dağı’nın yüksekliği 770 metredir.

Çukurova, Türkiye’nin en geniş delta ovasıdır. Seyhan ve Ceyhan nehirleriyle Berdan (Tarsus) Çayı’nın getirdiği alüvyonlardan oluşmuştur ve karışık yapılıdır. Orta Toros eteklerinde Akdeniz’e kadar uzanan ovanın bütününü Adana Ovası adıyla anılabilir.

Akarsular

Akdeniz bölgesinin  en büyük akarsuları olan Seyhan ve Ceyhan, il toprakları içinde yer alırlar. Seyhan Nehri (560 km), kuzeyde Toros Dağlarından Zamantı Suyu adıyla çıkar, çeşitli kollardan sonra Göksu ile birleşerek Seyhan adını alır ve batıda Mersin sınırında Deli Burnu’nda denize dökülür.

Ceyhan Nehri (509 km) Adana ve Akdeniz Bölgesinin ikinci büyük ırmağıdır. Elbistan’ın kuzeyindeki dağlardan doğup Hurma Boğazı’nda denize dökülmektedir.

Göller

İlde ülkenin önemli barajlardan olan Seyhan Baraj Gölünden başka, güneyde kıyıda da ağızlarla denize açılan Akyatan, Akyayan, Tuzla Gölü gibi birkaç kıyı gölü ve Aladağlar üzerinde Yedi Göller adıyla alınan küçük buzul gölleriyle, Karaisalı ilçesi yakınlarındaki Barak Köyü sınırları içerisinde Karstik Dipsiz Göl adı verilen alabalığı ile ünlü göller vardır.

İklim

Adana’da coğrafi yapıya uygun olarak dağlık ve ovalık kesimde iklim değişiklik göstermektedir. Ovalık alanın iklim yapısı Akdeniz iklimidir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Bölgede meydana gelen yağışlar, genellikle yamaç yağışları ve gezici hava kütlelerinin karşılaşmasıyla olur. Dağlık alanlarda ise kara iklimi hakimdir. Kışın yağışlar kar şeklindedir.

Bitki Örtüsü

Adana Çevresindeki bitki örtüsü Akdeniz iklimi özelliklerini taşır. 700-800 metreye kadar bodur ağaçlardan oluşan makiler görülür.

800 metreden başlayan ormanlar, daha alçak düzeylerde yayvan yapraklı ağaçlardan (Çoğunlukla meşe) daha yükseklerde ise iğne yapraklı ağaçlardan (Sedir) oluşur. Yaz mevsiminin kuraklığı ve uzunluğu bitki örtüsündeki çeşitliliği azaltır. 2800 metreden sonra yavaş yavaş seyrelen Sedir toplulukları yerlerini çayırlara bırakır.

İdari ve Sosyo-Ekonomik Durum

İdari yapı: Adana ilinde 1 büyükşehir belediyesi , 15 ilçe ve 828 mahalle bulunmaktadır.

Nüfus: Adana ilinin nüfusu, 2015 Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre 2.183.167’dir.

Alan: Akdeniz Bölgesinde yer alan Adana, 14.046 km2’lik yüzölçümü ile Türkiye yüzölçümünün % 1,8’ine denk gelmektedir.

İlçeler: Nüfus bakımından en büyük ilçeleri sırasıyla Seyhan, Yüreğir, Çukurova ve Ceyhan ve en küçük ilçesi Saimbeyli’dir.

Ekonomi: Adana’nın coğrafi konumu ve ikliminin uygunluğu tarımsal yönden avantaj sağlamıştır. Seyhan Barajı’nın inşası ve tarım tekniklerindeki gelişmelerle beraber 1950’lİ yıllarda tarımsal verimde büyük gelişmeler yaşanmıştır.

Yüzölçümünün % 35’i tarım alanıdır ve çok bereketlidir. Adana’nın bereketli ovalarından; Traktör ve diğer modern tarım araçlarının kullanımıyla, sulama, gübreleme, ıslah edilmiş tohum ve ilaçlamayla senede birkaç defa ürün alınabilmektedir. Çukurova topraklarında buğday, mısır, soya, ayçiçeği, fıstık gibi ürünler ile sera ürünlerinin ekim alanları giderek artmaktadır. Ayrıca bağ ve bahçecilik konularında modern yöntemlerle çalışmalar yapılmakta, üzüm, kiraz gibi meyve üretimi geliştirilmektedir.

Tarım ile birlikte hayvancılık da coğrafi koşulların imkan vermesiyle Adana ekonomisine ülke ekonomisinin ortalamasının üzerinde katkı sağlamaktadır. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığın yanı sıra Akdeniz’e kıyısı bulunan Adana’nın ilçeleri Yumurtalık ve Karataş’ta deniz mahsulleri üretimi de önemli yer tutmaktadır.

Adana, ülkemizde ilk sanayileşen şehirlerden biri olmuştur. Adana; pamuk, buğday, soya fasulyesi, üzüm ve narenciyenin büyük miktarlarda üretildiği Çukurova tarım bölgesinin pazarlama ve dağıtım merkezidir. 1225 hektar alan üzerine kurulan Adana Organize Sanayi Bölgesi, küçük-orta ölçekte 300 civarında tesise ev sahipliği yapmaktadır.

Jeolojik konumu nedeniyle, çok çeşitli ve önemli yer altı kaynaklarına sahiptir. Başta demir olmak üzere krom, çinko, kurşun, altın, gümüş, boksit, manganez, barit, fosfat, kuvars kumu ve kuvarsit, alçı taşı, tuz, çimento hammaddeleri, yapı taşları, petrol, kömür, asbest, magnezit ve benzeri gibi pek çok madensel kaynak ilin doğal kaynakları arasındadır.

Kültürel yapı: Adana ilinde, tarih boyunca hüküm sürmüş 10 uygarlığın etkileri Adana’nın kültür yaşamında hala görülmektedir. Adana ve Çukurova kültürünü önemli etkileyen gruplar özellikle göçebe Türkmen ve Yörük aşiretlerdir.

Osmanlı Devleti zamanında, ovadan çok Toroslar’da yerleşen Türk (Yörük, Türkmen) aşiretleri yüzyıllar boyu dış etkenlere kapalı kalmış ve en az 10-15 asırlık Türk-Müslüman kültürünü muhafaza etmeyi başarmışlardır.

Özellikle 19. ve 20. Yüzyıllarda Adana ovasında yerleşim artmasıyla tarım ve sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır. Ayrıca yörede yayla, deniz ve ova kültürünün de karışımı ile yeni bir kent kültürü meydana gelmiştir.

Çukurova’da, halk edebiyatı ve aşıklar geleneği yüzyıllardan beri sürmektedir. Bunlardan en iyi korunanı aşıklık geleneğidir. Karacaoğlan, Dadaloğlu aşıkların en ünlülerindendir.

Adana, tarih öncesinden bugüne bölgede hüküm süren birçok medeniyetin çok sayıda tarihi eserini ve eşsiz kültürel dokusunu topraklarında barındırır. M.Ö. 6. Asırda kurulan Anavarza şehri, Asur, Roma, Bizans, Müslüman-Arap ve Türk devirlerine ait eserlerce zengindir. Roma imparatoru Hadrian tarafından yaptırılan ve Seyhan Nehri üzerine kurulan Taş Köprü, Adana’nın en önemli simgelerindendir. Ramazanoğulları devrinde yaptırılmış olan Yağ Cami ve 1588’de Yağ Caminin yanına yaptırılan medresenin sarı renkli küfeki taşından yapılmış giriş kapısı, asrın sanat şaheserleri arasında sayılmaktadır.

Kültür

      Seyhan ve Ceyhan Nehirlerinin  suladığı verimli topraklar ve coğrafi konumu nedeni ile tarih öncesi çağlardan günümüze kadar değişik Medeniyetlerin hüküm sürdüğü Çukurova’nın kültürünü bu uygarlıklar oluşturmuştur.

Çukurova’da  hüküm sürmüş Uygarlıkların  etkileri Adana’nın kültür yaşamında kendini göstermektedir. Bir kültür mozaiğine dönüşen Adan ve Çukurova kültürünü önemli şekilde etkileyen gruplar özellikle  göçebe  Türkmen ve Yörük aşiretleridir.

     7-11. yy. arası Bizanslılar, Araplar ve aradaki küçük bir çok siyasi toplulukların kültür etkileri altında gelişen Çukurova, 11. yy.’dan itibaren tamamen Selçuklu kültürü etkisi altına girmiştir. Selçukluların ve onları takiben Beylikler Döneminin etkileri Çukurova’da çok belirgindir. Beylik devrine damgasını vuran Ramazanoğlu Beyliği’nin zengin kültür varlıkları olan Medrese,han, hamam ve konaklar  bugün hala ayakta olup görülmeye değerdir.
                                                                           
Beylikler sonrası Osmanlı Devrinden kalma yazılı kaynaklar zamanın gelişimine ışık tutmaktadır. (Şeri/mahkeme Sicilleri veya Ziya Paşa devri kayıtları) Ovadan çok Toroslar’da yerleşen Türk (Yörük, Türkmen) aşiretleri uzun yüzyıllar dış etkenlere kapalı kalmış ve en az 10-15 asırlık Türk-Müslüman kültürünü pek fazla değişmeden muhafaza etmeyi başarmışlardır.

Adana’nın daha ovalık kesimlere yerleşmesi 19. yüzyıla rastlamaktadır (Osmanlı devrine, Cevdet ve Derviş Paşalar dönemine ) Ovaya yerleşme ile kültürde değişmeler başlamıştır. 20. yüzyılın ortasından itibaren de ovaya sanayileşmenin gelişi yöre kültür ve yaşamında büyük değişiklikler yaratmıştır.Bir toplumun maddi ve manevi değerlerinin birikimi, o toplumun kültürünü meydana getirir. Bir çok iç ve dış etkenlerin yarattığı sentez, toplumun belli bir dönemdeki kültürünü belirler. Verimli topraklar ve coğrafi konumu nedeni ile tarih öncesi çağlardan başlayarak değişik ulusların akınına uğramış bölgede Çukurova kültürünü bu uygarlıklardan parça parça briktirilmiş taşlarla oluşturulmuş bir yapı olarak tanımlamak da mümkündür.

 

        Özellikle 19.ve20. yüzyıllarda Adana ovasında yerleşimin artmasıyla tarımda ve sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır. Ayrıca yörede yayla, deniz ve ova kültürünün de karışımı ile yeni bir kent kültürü meydana gelmiştir.

Çeşitli Kültürlerin Yörede Bıraktığı İzler

İlde çeşitli uygarlıklara ait çok sayıda   sit alanı, sivil mimarlık örneği, dinsel,kültürel ve askeri yapılar  bulunmaktadır Bu sit alanları içinde Kozan merkez ve Seyhan İlçe merkezinde yer alan Tepebağ Kentsel  Sit Alanı gibi  kentsel sitler, Misis, Magarsus, Anavarza, Aegeai Antik Kenti  gibi arkeolojik sitler, Ağyatan, Akyatan, Yumurtalık Lagünü gibi doğal sitler, ayrıca anıtsal nitelikli kültür varlıkları da bulunmaktadır. Bunlar Misis ve Adana Taş Köprü, Ulucami, Yağ Cami,  Arasta, han-hamam gibi dini, askeri ve resmi yapılardır.

ADANA’daki KÜLTÜR KURULUŞLARI

Adana Arkeoloji Müzesi
1924 yılında Alyanazade Halil Kamil Bey tarafından Taşköprü yakınındaki Cafer Paşa Medresesinde açılmıştır. 1950 yılında bugünkü Etnografya Müzesine,  1972 tarihinde de Reşatbey Mahallesinde yer alan bugünkü yerine  taşınmıştır. Müzeye eserler kazı, hibe, el koyma ve satın alma yoluyla toplanmıştır. En önemlileri Akhilleus Lahdi, Antropoit Lahit, Bronz Senatör Heykeli, Hititler Dönemine ait Fırtına Tanrısı  Tarhunda Heykelidir.

Etnoğrafya Müzesi 
İl merkezinde, Kuruköprü’de 1845 yılında yapılan kilise  1983 yılında Etnografya Müzesi  haline getirilmiştir. Son yıllarda yapılan restorasyonlar sonucunda bina “Anıt Müze” olarak hizmete açılacaktır.Ayrıca bavlu içerisinde yer alan  iki katlı eski Adana Evi de “Geleneksel Adana Evi” olarak hizmete açılacaktır

Atatürk Bilim Kültür Merkezi
Müze binası Seyhan Caddesi üzerinde 19.yüzyılda yapılmış geleneksel Adana evlerindedir. İki katlı çıkmalı, kırma çatılı, ahşap bir yapıdır. Ramazanoğullarından Suphi Paşa’ya ait olan binada Atatürk, 15 Mart 1923’te Adana’ya geldiğinde bu konakta  kalmıştır. Tepeebağ Konağı ve ve Suphi Paşa Konağı olarak da bilinir. 1981 yılında müze haline getirilerek “ Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi” olarak hizmete açılmıştır. Müzede Atatürk’ ün Adana Seyahatlerini anlatan dev boyutta fotoğraflar, Kuvayi Milliye Dönemine ait  eşyalar,etnografik eserler ve   gazete arşivleri sergilenmektedir

Misis Mozaik Müzesi

        Müze Adana Ceyhan arasındaki tarihi İpek yolu üzerinde, Adana’ya 26 km uzaklıktadır. Burada sergilenen eserler arasında Misis Antik kenti sınırları içerisinde yer alan bir Bazilika’ya ait zemin mozaikleri de vardır. Eser 1956 yılında Misis Höyüğü’nde kazı yapan Alman arkeoloji heyetinden Prof. Dr. H. Theodor Bossert ile Dr. Ludwig Budde tarafından ortaya çıkarılmıştır.Mozaiğin tam ortasında bir masa veya sehpa şeklinde yapılmış bir kümes ve etrafında Nuh Peygamber’in tufanda gemisine aldığı 23 adet kuş ve kümes hayvanları, bu grubun etrafında ise vahşi ve evcil hayvanlar yer almaktadır. Eser M.S. 4. yy.’a aittir.Müze bahçesinde  Misis Antik Kenti’nde bulunan taş eserler de sergilenmektedir.

Adana Röleve Anıtlar Müdürlüğü 
1984 yılında kurulan 1985 yılında faaliyete geçen Adana Röleve Anıtlar Müdürlüğü Kültür Bakanlığı’na ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile müzelerin bakım, onarım, inşaat restorasyon, müze ve çevre düzenlenmesine ait her türlü etüd, proje ve uygulama hizmetlerini yapmaktadır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gazintep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir.

Adana Kültür  Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü
1987 yılında kurulmuş, 1988 yılında faaliyete başlamıştır. Müdürlüğün çalışma alanına Adıyaman, Hatay, Gaziantep, İçel, Kahramanmaraş, Kilis ve Osmaniye illeri girmektedir. Çalışmalar beş akademik üyeden oluşan bir kurul tarafından yürütülmektedir. Bu kurul adı geçen İllerdeki korunması gerekli Kültür  varlıkları hakkında karar vermektedir.

Adana İl Halk Kütüphanesi 
1923 yılında Şeyh Ramazanoğlu kitaplıklarının birleştirilmesi ile kurulmuştur. 1963 yılında İl Halk Kütüphanesi adını almıştır. 5 Ocak 1976 tarihinde de Kültür Sitesi’ne taşınmıştır.

Çağdaş Çocuk Kütüphanesi 
Gazipaşa Bulvarı, Celalettin Sayhan İlköğretim Okulu bahçesinde hizmet vermektedir.

Mehmet Sabancı Çocuk Kütüphanesi 
Yavuzlar Mahallesinde Hacı Ömer Sabancı Vakfı tarafından yaptırılan iki katlı binada hizmet vermektedir.

100. Yıl Çocuk Kütüphanesi 
İncirlik Kasabasında 1981 yılında Belediye tarafından verilen binada hizmete girmiştir.
Ayrıca Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Yumurtalık ilçeleri ile Sağkaya ve Mercimek beldelerinde de Halk Kütüphaneleri bulunmaktadır.

Devlet Güzel Sanatlar Galerisi 
Galeri 1978 tarihinde hizmete girmiştir. 1981 yılında Hacı Ömer Sabancı Kültür Mrkezine taşınmıştır. Galerinin amacı, topluma plastik sanat zevkini yaymak ve geliştirmek, sanatçılara eserlerini sergileme kolaylığı sağlamak, dünyadaki plastik sanat eserlerini tanıtmak ve sevdirmektir.

Tiyatrolar 
Adana’da ilk tiyatro 1880 yılında şair Ziya Paşa’nın Adana Valiliği sırasında kurulmuştur. Adana Büyükşehir Belediyesi binası içinde bulunan Şehir Tiyatrosu 1926-1938 yılları arasında Belediye Başkanlığı yapmış olan Turhan Cemal Beriker tarafından halkevi olarak yapılmıştır. 1941-1948 yıllarında Halkevi Başkanı Gazeteci Nihat Oral, bu konuda ileri bir adım atmış ve tiyatronun gençlik kolunu kurmuştur. Tiyatro ara ara açılıp kapanmış, bu gün hala çalışmalarına devam etmektedir. Ayrıca Hacı Ömer Sabancı Kültür Sitesi’nde Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Devlet Tiyatrosu bulunmaktadır.

Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası 
Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak 1990 yılında kurulmuştur. 5 Ocak 1991 yılında ilk konserini vermiştir. Konserlerinde yerli ve yabancı birçok şef ve solist sanatçıyı konuk etmekte, ayrıca yurtiçi ve yurtdışında konserler vermektedir.

LGS SINAVINA KALAN SÜRE
6 HAZİRAN 2021
UA-110949892-2