Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi -Cemal Süreya

OdevTest
OdevTest
Kasım 14, 2018

Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi -Cemal Süreya

Kitabın Özeti

KONUSU: Cemal Süreyaya göre, çocuklara her şeyi anlatablirsiniz. Bu anlayışla, Çocukça Dergisi’nde, çocuklara yönelik, hemen her konuda yazılar kaleme almışbr. Kitap, bu yazılardan oluşmaktadır.

Lacivert İpek Helikopter:

Pırasaya gözlük talan, aynı ona benzer. Yanlış anlamayın, çok sevimli ve çok bilgili bir adamdır. Yolda karşılaştık. Dergideki yazılarımı sordu. “Yeni başlayacağım, neler yazayım?” diye sorduğumda,

‘Çocuklar her şeyi anlar, onlara enflasyondan bile söz edebilirsin. Savaşlardan söz et, her ay çıkan kitaplardan, şairler, ressamlar, uzay bilginleri, çevre kirlenmesi,:

” Bilgi de vermekle birlikte, asıl arraon onlara okuma keyfini tatbmıak olsun. Bilgiçlik taslayan şeyler yazma. Serüvenlerden, düşlerden söz et. Sözgelimi lacivert İpek helikopterler uçsun yaalannda…”

Böylece, ilk yazının konusu ve başlığı çıkmış oldu.

Altı Kitap:

Ne kitaplar var! Küçük Prensi okudunuz mu? Ya “Kırmızı Başlıklı kızı? Alis’i tanıyor musunuz? “Alis Harikalar

Ulkesinde’yi okuyacaksınız, değil mi? “Define Adası”nda bir adam var eli kesik.

Yolculuklannm da okuyun. Ha bir de “Robinson” var.

Bunlan söylüyorum ya, aslında elinde ne geçerse onu okuyun. Ya bir şey geçmezse… O zaman da oturun, bana mektup yazın.

Issız Ada:

Ali’nin canı çok sdohyordu. Uzak bir yere almak istiyordu. Bir derıya haritası buldu, parmağını ismi bile yazılı olmayan, küçük bir adanın üstüne koydu. Oraya gidecekti. Gerekli eşyalann listesini yaptı. Ailesini, arkadaşlarını, okulu, köşedeld bakkal’, dedesi ve dedesi için bütün izmirl, arkasından bütün ülkeyi…

Ama, Türkiye’yi alıp götürürse, oluşacak boşluktan denizler birbirine kanşır, dünyanın haritası bozulurdu. O zaman dünyayı da götürmeliydi adasına. Düşünün 5 milyar insan…

Elbet brblam güçlülderi de vardı bunun. Ee, ne yapalım, o kadarı da olsun arbk. Biz işinize bakalım. Yolcu yolunda gerek. Bütün bunlan yaparken Nuh Peygamber kadar ciddiydi.

Işte gidiyordu. Artık canı sıkılmayacak.

Dört Büyük Şair:

Dört büyük şair için anma törenleri dCcenlenmiş, şiileri o-kunmuş, sanat güçleri habdanmışb. IGmdi bunlar? Bin Yahya Kemal Beyath. Öbürleri Namık Kemal, Ahmet Haşim ve Orhan Veli Kanık.

Namık Kemal özgürlük ve yurt şairidir.

Yahya Kemal, Türkçenin güzelliğini çok iyi bir biçimde ortaya koydu. Istanbul’u yazdı.

şiirimizi çağdaş çizgiye gebrenlerden biri de Ahmet HaşiMdir. Yalnızlık duygusunu, heaünleri

Orhan Veli,  şakacı bir şair. Dili de bugünkü dil. Ne yazık ki genç yaşta öldü.

Bir de Behçet Neatigil, Melih Cevdet Anday, Oktay RIfat var. Daha niceleri… Ülkemiz şaider ülkesi… Homeros bile burada yaşamış. Günümüzde, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Edip Cansever, Hilmi Yavuz, İsmail Uyaroğlu, Cahit Külebi…

İki Annesi Vardı:

Çıkardığım dergide, yazmak için Ahmed Ariften hayat öyküsünü isternStim. Beni ‘atmadı. Her hafta İstanbıd’clan Ankara’ya kaim dci zarf geliyordu. Bunlar brikti. Kitap olarak basarra-sam da bu yazının ilk cümlesi aklımdan hiçbir zaman Akmaz. Öyküsü şöyle başlıyordu: “Benim iki annem oldu?

Ahmed Al annesini kaybetmiş ve babası başka biriyle ikinci kez evienrnişti. Ahmed Arif, onu da öz annesi gibi sevrriş ve ona hep “Anne” diye hitap etmiştir.

Annemizin, babamzn yerini hiç kimse tutamaz. Anak, onlardan birisi şu ya da bu sebeple yanımızda değilse ve yerine yeni birisi gelmişse, onu da sevmeli ve alışmallyız. Her üvey anne ve baba masallardaki gibi kötü değildir. Her şey karalıklıdır. Sevgi, avgiyi çeker…

Gülmek:

Eve dönüyordum. Baktım bizim gözlüklü orada. Görür görmez başladı eleştirmeye: “Küçük şeyleri yaz, küçük şeyler Önemlidir. Yazılannı takip ediyorum. Yine sürekli bilgiçlik tashyorsun. Daha içten olamaz mısın? Sözgelimi, Atatürk’ün kuru fasulyeyi sevdiğini biliyor muydun?

“Ya Napolyon’un midesinde ülser olduğu için, elini hep midesinin üzerinde tuttuğunu? Napolyon biraz gülebilseydi, ülseri azalırdı.”

“Gülmek, dünyaya iyimser ve eğlendirici biçimde yaklaşmakbr. Bu da gülen kişiyi güçlü yapar. Gülen yüz, her zaman güzeldir.”

Ünlü Ressam:

Ünlü ressam yavaşça konuşuyordu: “Çoculdann yaptıktan resimlere bayılıyorum. Çok özgür çalışıyor onlar. Yuvarlak bir kedi çizmek isteyenler bile bazen cetvel kullanıyorlar. Resim yaparken cetvel kullanılmaz, elle yapılacak, isterse yamuk olsun.”

“Ressam kime denir? ”

“Renklerle yaşayan kimseye.”

“Şair?”

“Şair de sözcüklerle yaşar.”

Renkler Olmuyordu:

Çocuk, okul çıkışında her gün buradan geçerdi. Bu kalabalığı ve İnsanlan seviyordu. Bir an bütün ders kitaplannın sokakta yürüdüğünü düşündü. Bir adam alışveriş yapıyor, işte Sosyal Bilgiler. İkisi de konuşunca Dilbilgisi ortaya çıkıyor. Büfeci paranın gerisini adama veriyor. Bu da Aritmetik.

Bir kadın, kızını elinden tutmuş sürüldüyor. Böyle kadınlar da var. Belli ki kaz annesinden bir şeyler istemiş. İşte bu Masal.

Otobüsler tıklım tıklım dolu. Içlerindeki her insan ayn kişi; ayn özlemleri var hepsinin. Roman olmuyor mu bu? Peki Şiir ne? Bütün bunlann hepsinin kendisinde uyandırdığı karışık ama güzel duygu mu yoksa?

Çocuk çantasını bir elinden diğer eline geçirdi. Ağır gelmiyordu. Bir şey artık ağır gelmiyorsa, bilin ki bu yaşama sevincidir.

Düşündü çocuk: “Ne kadar sevgin varsa, o kadar iyi yaşarsın.”

– Hava soğuktu, ama renkler kolay kolay olmuyordu.

LGS SINAVINA KALAN SÜRE
6 HAZİRAN 2021
UA-110949892-2