Bayram Konulu Şiirler

OdevTest
OdevTest
Kasım 23, 2018

Bayram Konulu Şiirler

Bayram

Âfâk bütün hande, cihan başka cihandır; 
Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır!

Bayramda güler çehre-i mâ’sûm-i sabâvet, 
Ümmîd çocuk sûret-i sâfında ıyandır

Her cebhede bir nûr-i mücerred lemeânda; 
Her dîdede bir rûh demâdem cevelândır.

Âlâm-ı hayâtın iki kat büktüğü ecsâd 
Feyzindeki te’sîr ile âsûde revandır.

Ferdâ-yı sükûn perveridir sâl-i cidâlin, 
Nevmîd düşen kalbe ümîd-âver-i candır.

Heycâ-yi maîşetteki feryâd-ı mehîbin 
Dünyâda biraz dindiği an varsa bu andır.

Subhunda bahârın şu sabâhat bulunur mu? 
Bak çehre-i gabrâya: Nasıl şen, ne civandır!

Her sînede bir kalb-i meserret darabanda, 
Her kalbde bir âlem-i eşvâk nihandır.

Raksân oluyor cünbüş-i dûşiyle anâsır, 
Gûya ki bütün sadr-ı zemin pür-galeyandır.

Eşbahı da cûşân ediyor feyz-i mübîni, 
Yâ Rab bu nasıl rûh-i avâlim-sereyandır!

Bayramda gelir yâ da ne hoş hâtıralar ki: 
Bin ömre verilmez, o kadar kadri girandır,

Iydin bana dâim görünür levh-i kerîmi: 
Mâzî-i tufûliyyetimin yâd-ı besîmi.

Birinci gün hava bir parça nâ-müsâiddi; 
İkinci gün açılıp, sonra pek güzel gitti.

Dedim ki: ‘Fâtih’e çıksam yavaşça, bir yanda 
Durup o âlemi seyreylesem de meydanda,

Ziyâret etsem ehibbâyı sonradan… Hoş olur. 
Bütün gün evde oturmak ne olsa pek boştur. ‘

Bu arzû-yi tenezzüh gelince, artık ben 
Durur muyum? Ne gezer! Fırladım hemen evden.

Gelin de bayramı Fâtih’te seyredin, zirâ 
Hayâle, hâtıra sığmaz o herc ü merc-i safâ,

Kucakta gezdirilen bir karış çocuklardan 
Tutun da, tâ dedemiz demlerinden arta kalan,

Asırlar ölçüsü boy boy asâli nesle kadar, 
Büyük küçük bütün efrâd-i belde, hepsi de var!

Adım başında kurulmuş beşik salıncaklar, 
İçinde darbuka, teflerle zilli şakşaklar,

Biraz gidin; Kocaman bir çadır… Önünde bütün, 
Çoluk çocuk birer onluk verip de girmek için

Nöbetle bekleşiyorlar. Acep içinde ne var? 
‘Caponya’dan gelen insan suratlı bir canavar! ‘

Geçin: sırayla çadırlar. Önünde her birinin. 
Diyor: ‘Kuzum, girecek varsa durmasın girsin.’

Bağırmadan sesi bitmiş ayaklı bir îlân, 
‘Alın gözüm buna derler…’ sadâsı her yandan.

Alettirikçilerin keyfi pek yolunda hele: 
Gelen yapışmada bir mutlaka o saplı tele.

Terazilerden adam eksik olmuyor; birisi 
İnince binmede artık onun da hemşerisi:

‘Hak okka çünkü bu kantar… Frenk îcâdı gıram 
Değil! Diremleri dörtyüz, hesapta şaşmaz adam.’

– Muhallebim ne de kaymak! 
– Şifalıdır macun! 
– Simit mi istedin ağa? 
– Yokmuş onluğun, dursun.

O başta: Kuşkunu kopmuş eğerli düldüller, 
Bu başta: Paldimi düşmüş semerli bülbüller!

Baloncular, hacıyatmazlar, fırıldaklar,
Horoz şekerleri, civ civ öten oyuncaklar;

Sağında atlıkarınca, solunda tahtırevan 
Önünde bir sürü çekçek, tepende çifte kolan

Öbek öbek yere çökmüş kömür çeken develer… 
Ferâğ-ı bâl ile birden geviş getirmedeler.

Koşan, gezen, oturan, mâniler düzüp çağıran. 
Davullu zurnalı ‘dans’ eyliyen, coşup bağıran,

Bu kâinât-ı sürûrun içinde gezdikçe, 
Çocukların tarafındaydı en çok eğlence,

Güzelce süslenerek dest-i nâz-ı mâderle; 
Birer çiçek gibi nevvâr olan bebeklerle

Gelirdi safha-i mevvâc-ı ıyde başka hayât… 
Bütün sürûr u şetâretti gördüğüm harekât!

Onar parayla biraz sallandırdılar… Derken, 
Dururdu ‘Yandı! ‘ sadâsıyle türküler birden,

– Ayol, demin daha yanmıştı a! Herif sen de, 
– Peki kızım, azıcık fazla sallarım ben de.

‘Deniz dalgasız olmaz 
Gönül sevdasız olmaz 
Yâri güzel olanın 
Başı belâsız olmaz!

Haydindi mini mini maşallah 
Kavuşuruz inşallah…’

Fakat bu levha-i handâna karşı, pek yaşlı, 
Bir ihtiyar kadının koltuğunda gür kaşlı,

Uzunca saçlı güzel bir kız ağlayıp duruyor. 
Gelen geçen ‘Bu niçin ağlıyor? ‘ deyip soruyor.

– Yetim ayol… Bana evlâd belâsıdır bu acı 
Çocuk değil mi? ‘Salıncak’ diyor…

– Salıncakçı! 
Kuzum, biraz da bu binsin… Ne var sevâbına say… 
Yetim sevindirenin ömrü çok olur… 
– Hay hay!

Hemen o kız da salıncakçının mürüvvetine 
Katıldı ağlamayan kızların şetâretine.

Mehmet Akif Ersoy

1 2 3 4 5
LGS SINAVINA KALAN SÜRE
6 HAZİRAN 2021
UA-110949892-2