Keçecizade İzzet Molla Hayatı

OdevTest
OdevTest
Kasım 30, 2018

Keçecizade İzzet Molla (1785- 1829)

Keçecizade İzzet Molla 1785’te İstanbul’da dünyaya geldi. Türk kültür hayatının henüz kesin çizgilerle Batı’ya yönelmediği bir dönemde, Türk edebiyatının dahili tekamülü sayılabilecek yeni hamleler yaptı. Bunların en önemlileri olarak; dilde sadeleşme cereyanının idiasız, isimsiz öncülerinden biri olması ve mesnevi geleneğindeki “tecrid” esaslı anlatımdan mimesise esasına bağlı bir anlatım tekniğine yönelmesi sayılabilir.

Hassas, fevri mizacı, nüktedan bir kişiliği olan İzzet Molla, en zor anlarında bile hayatın komiğini yakalamasını bilir.

İzzet Molla’nın şair kişiliği yanında, uzak görüşlü, sağduyulu ve zamanındaki dünya dengelerini çok iyi bilen bir devlet adamlığı yönü de vardır. 1876 Türk-Rus savaşından önce kaleme aldığı ve onun Sivas’a sürgün edilmesine sebep olan -savaş karşıtı olduğunu içeren- Layiha’sı, onun ne kadar öngörüşlü bir devlet adamı olduğunu göstermektedir.

1829’da Sivas’ta sürgünde iken ölen İzzet Molla’nın yenilik unsurları taşıması bakımından özellikle Mihnet-Keşan adlı eseri dikkate değerdir.

Keçecizade İzzet Molla Sanatı ve Edebi Kişiliği

İzzet Molla’nın sanatı ve edebi kişiliği üzerine şunları söyleyebiliriz:

1- İzzet Molla, 18. ve 19. yüzyıllarda eski canlılığını ve ifade kudretini kaybetmiş olan klasik şiirimiz için; yine bu şiirin dahili bir tekâmülü sayılabilecek yeni ilhamların ve yeni söyleyişlerin kapısını zorlamış ve bunda kısmen de olsa başarılı olmuş bir şairimizdir.

2- Klasik şiirimizde, mazmunlar ve benzetmeler arkasına gizlenen “ben” unusurunu ön plana çıkarmış, hatta onu tasvir ederek kişileştirmiştir. Böylece klasik edebiyattan yeni dönem Türk edebiyatına (Tanzimat dönemi Türk edebiyatı) geçişte bir köprü vazifesi görmüştür.

3- Manzara ve insan tasvirlerinde yansıtma (mimesis) tarzını kullanmış, gerçekçi bir mekan peyzajı ve insan portresi çizimiyle devri ve mesnevi türü için yeni bir oluş hamlesi sayılabilecek yeniliğin öncüsü olmuştur.

4- Yaşanan hayattan, hatta kendi hayatından esere aktardığı olayları; sade bir dille anlatmış, günlük konuşma ve halk söyleyişlerine de yer vererek anlatımı sürekli canlı tutmayı başarmıştır. Böylece, -bilinçli bir şekilde yapmadığından kendisi de farkında olmadan- mahallilileşme ve millileşmenin dönemindeki en iyi temsilcisi olmuştur. Bu yönüyle Mihnet-Keşan, mesnevi ile roman arasındaki niteliksel mesafeleri yakınlaştıran bir işlev üstlenmiştir.

5- Mevlevîlik yönü de olan şair, nüktedan, cesur ve zarif mizacıyla mevlevî enfüsiliğini iyi bir terkip halinde birleştirmiş, hayatı ve olayları hep bu rindane mizaç arkasından tevekkülle seyretmiştir. En kötü şartlarda bile, onu, büyük bir tevekkül içinde ve çevresindeki felaketleri komikleştirerek sevmeye çalışan bir çocuk kayıtsızlığında buluruz.

6- Dili kullanırken ferdi tasarrufta bulunduğundan, özellikle mesnevilerinde kendine mahsus sade ve yersiz bezemelerden uzak bir üslup oluşturduğu hemen göze çarpar.

7- Klasik şiirin dış formuna sadakatle bağlı olduğu halde iç formun düzenlenmesinde ve içeriğin işlenmesinde klasik yapıya çok fazla bağlı değildir. Gözlemci-gerçekçi kişi ve mekan tasvirleri ile mekan insan eyitişimi hakkındaki karşılıklı etkileşimi yakalaması, İzzet Molla’nın kendine mahsus özgünlüğünü yansıtan özellikleri arasında sayılabilir.

8- Aruz ölçüsünü, şiirlerinde – en Türkçe söyleyişlerinde bile – başarıyla kullanabilmiştir.

9- Bütün bunlara rağmen, devrinin bütün kargaşasını ruhunda yaşayan İzzet Molla, çok yönlü kişiliği ve erken denecek bir yaşta (45) hayata veda etmesi yüzünden devri için yeni sayılabilecek ilhamları, çığır açabilecek bir hamleye dönüştüremez. Fakat onunla bireyin iç dünyasına açılan pencereden, daha sonra gelecek Tanzimat nesli sanatkârları, insanı “birey” olarak görmeyi ve keşfetmeyi başaracaklardır.

Keçecizade İzzet Molla’nın Eserleri

1. Devhat-ül-Mehâmid fi Tercemet-il-Vâlid: Babasının biyografisidir.

2. Gülşen-i Aşk: Tasavvufî, sembolik bir mesnevîdir.

3. Mihnet Keşan: Keşan’a sürgüne gidişini ve dönüşünü anlatan bir mesnevîdir.

4. Dîvân-i Bahr-i Efkâr: Bu eserini (Dîvân’ını) Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hâtırasına kaleme almıştır. Bu dîvânında Mevlâna’ya olan bağlılığını;

Molla-yi Rûm’un kemter gedâsı
Etdikde nazmın tanzîme himmet

Her bir gazelde nâm-ı şerifin
Yâdıyla kıldı arz-ı muhabbet

mısralarıyla ifâde etmiştir. 1839 (H. 1255)da Mısır’da basılmıştır.

5. Lâyiha: İzzet Molla’nın siyâsî konularda, devlet işleri ile ilgili bir eseri olup, dili sâdedir.

6. Dîvân-ı Hazân-ı Âsâr: Olgunluk dönemine ait şiirlerini ihtivâ eder. Bu Dîvân’ını, Şah-ı Nakşibend’in hâtırası için kaleme almıştır. Bu Dîvân’ındaki:

Rûhî fedâk ey gül-i gülzâr-ı Nakşbend
Oldum hezâr cânım ile zâr-ı Nakşbend
Evvelki oldu ârif-i Rûm’un avârifi
Dîvân-ı diğerim ola âsâr-ı Nakşbend

mısraları da bu numûnelerden birisidir. 1841 (H. 1257) de İstanbul’da basılmıştır.

7. Şerh-i Elgâz-ı Râgıb Paşa: Meşhur Râgıp Paşanın bâzı muammalı beyitlerinin açıklaması olup, bu eseri basılmamıştır.

LGS SINAVINA KALAN SÜRE
6 HAZİRAN 2021
UA-110949892-2