Orhan Pamuk Hayatı

OdevTest
OdevTest
Aralık 2, 2018

Ferit Orhan Pamuk (1952- ….)

İlkokula, amcasının ve babasının da okulu olan Işık Lisesi’nde başladı, iki yıl sonra babası IBM genel müdürü olarak Ankara’ya gidince, başkentteki Mimar Kemal İlkokulu’na devam etti. Yeniden İstanbul’a döndüklerinde Işık Lisesi bu kez Orhan Pamuk’u kabul etmedi. O da Şişli Terakki’ye geçti, buradan diploma aldı, sonra Robert Kolej’e kaydını yaptırdı. 1970’te Robert Kolej’den mezun oldu. Pamuk o yıllarda “Tembel, başarısız, şımarık, durmadan şaka yapan ama okulda ressam olarak…” bilindi. “6-7 yaşlarında resme başlayan Pamuk, 22 yaşına kadar resme devam etti. 22-30 yaş arasında da günde on saat roman yazmaya çalıştı. Robert Kolej’in ardından dedesi ve babası gibi önce İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mühendis olmak için öğrenime başladı (1970) ise de üçüncü yılın sonunda buradan ayrıldı. İstanbul Üniversitesi gazetecilik bölümüne geçti ve burayı 1977’de bitirdi, yüksek lisans öğrenimine başladı. Pamuk, 12 Eylül’den sonra çıkan kısa dönem askerlik imkânıyla Tuzla’da 4 ay olarak askerliğini yaptı.”

Ayrıldığı eşinin (Aylin Türegün) doktora öğrenimi sırasında üç yıl (1985-1988) New York’ta yaşadı, bunun dışında ömrü hep İstanbul’da geçti. Pamuk’un ailesi Anadolu’dan İstanbul’a geldi. 1930’lu yıllarda büyük bir servet edindi, Nişantaşı’nda kendi adlarını taşıyan apartmanda yaşadı. Bir mühendis olan Büyükbaba, Kemal Atatürk’ün Batı değerleri ölçülerine göre hareket eden modem Cumhuriyet’in oluşumunu kolaylaştıracağı ve gelişimi ülkenin en uç noktalarına kadar taşıyacağı düşünülen bir demiryolu ağının yapımında çalıştı. Büyükbaba, emeklilik döneminde de kullanılmış eşyalarla ilgili bir fabrika işletti ve servetini bir kat daha artırdı. Büyükbabanın göreceli olarak genç bir yaşta ölümünden sonra oğulları bütün serveti çarçur etti.

“Babam”, diyor Pamuk, “bir estetti. Paris’te yaşamayı seviyordu ve Flaubert çeviriyordu. Öldüğünde bana bir bavul dolusu el yazması bıraktı, o zaman onun da bir roman yazarı olduğunu öğrendim. Ama o nazlı biriydi ve bir yazar hayatının zorluklarına katlanmak istemiyordu. Ama beni her zaman cesaretlendirmişti: Ne yaparsam yapayım ailem benim çok yetenekli olduğumdan emindi.”

Orhan Pamuk, ilk ödülünü 23 yaşında kazandı. 1975 Antalya Film Festivali yanı sıra açılan öykü yarışmasında üçüncülük ödülünü aldı. Bundan büyük sevinç duyarak, yazmakta olduğu Cevdet Bey ve Oğulları romanını hızlandırdı. Jüride yer alan Erdal Öz’ün öyküsünü çok beğendiğini ve kendisiyle tanışmak istediğini öğrendi. Kendisiyle tanıştı; dostu, arkadaşı ve yayıncısı oldu. Daha sonraları kendisini Erdal Öz’ün keşfettiğini söyledi (“Beni Erdal Öz keşfetti”, Milliyet, 8 mayıs 2006, s. 22).

İlk romanı Cevdet Bey ve Oğulları‘yla 1979 Milliyet Yayınlan Roman Yarışması’nı Mehmet Eroğlu’yla paylaştı. Ama yapıtını yayımlama olanağına ancak üç yıl sonra kavuşabildi. “Üç kuşak İstanbullu bir tüccar ailesini”, Türkiye’nin modernleşme sürecini, 19. yüzyıl roman formlarına bağlı kalarak anlattı. Bunu ünlü Alman yazarı Thomas Mann’ın Buddenbrook Ailesi romanından etkilenerek kaleme aldığı ileri sürüldü. Romanda yer alan karakterleri çok zengin, derinliğine işliyordu. Kitap beraberinde Pamuk’a 1983 Orhan Kemal Roman Armağanı’nı da getirdi. Aynı yıl Sessiz Ev basıldı ve o da bir sonraki yılın Madaralı Roman Ödülü’nü kazandırdı. Kitabın Fransa’da çıkan çevirisiyle de 1991 Prix de la de-couverte europeenne’i (Avrupa Keşif Ödülü) aldı. Başarısı aralıksız sürdü. 1985’te yayımlanan ve Venedikli bir köleyle bir Osmanlı âlimi arasındaki ilişkiyi anlatan tarihsel romanı Beyaz Kale‘yle ününü yurtdışına taşıdı.

ABD’nin sayılı gazetelerinden New York Times, “Doğu’da bir yıldız daha yükseldi” sözleriyle değerlendirdi. Kitap belli başlı tüm Batı dillerine çevrildi. 1990’da yayımlanan Kara Kitap, en çok tartışılan kitabı oldu. Prof. Dr. Nüket Esen roman üzerine yazılan yazıları, yaptığı bir incelemeyle kitaplaştırdı. Esen, Nobel aldıktan sonra çok iyi bir romancı diye yazdı ve şunları vurguladı:

“Roman tekniğine son derece hâkim bir yazar olarak romanlarının her birinde farklı bir anlatım biçimi kullandığı için; Türk ve dünya edebiyatı birikimine dayanarak kitaplarını hem Doğu hem Batı kaynaklı metinlerle iç içe yazabildiği için; kullandığı malzemeye, konularına hâkim olabilmek adına söz konusu alanda meşakkatli bir araştırma, okuma sürecinden geçtiği için; malzemesi yerel olduğu ve romanlarında Osmanlı-Türk kültürünü çağdaş roman diline aktarabildiği için iyi bir yazar.” (Milliyet Kitap, 25 ekim 2006).

Orhan Pamuk’un Yeni Hayat romanı ise, önce girişteki “Bir gün bir kitap okudum, bütün hayatım değişti” sözleriyle okuru etkiledi ve sonra en çok okunan romanı oldu. “Esrarengiz bir kitaptan etkilenen üniversiteli gençleri” anlattı.

“En renkli ve en iyimser romanım” dediği Benim Adım Kırmızı ise, 1998’de çıktı. Osmanlı nakkaşlarının hayat ve sanatlarını bu romanında dramatik bir yapı içinde ele aldı.

Ve Kar, Orhan Pamuk’un yedinci romanı olarak 2002’de yayımlandı. Kar, siyasal İslam’ı irdeleyen bir roman olarak görüldü. Üniversiteden tanıdığı kız arkadaşı İpek’le evlenmek için Kars’a gelen romanın kahramanı Şair Ka, karın yolları kapamasıyla Türkiye’deki siyasal oluşumun bir anlamda temsilcileri olarak düşünülen kişilerle yaşamaya başlar. Burada Teslime, türban baskısı yüzünden kendini öldürür. Oysa Kuranıkerim’de yazılı olan hüküm “Kendinizi öldürmeyin” biçimindedir. On iki yıldır Almanya’da sürgün olan Şair Ka, Kars’ta kendini işsizlerle dolu çayhanelerin, uğruna ölünen, intihar edilen türban direnişinin ortasında bulur. Böylece Kar’da farklı siyasal gruplar, dedikodular, unutulmamış bir aşk da kendine yer edinir. Romanda yer alan laikler, cumhuriyetçiler “Siyasal İslam geliyor” derken, siyasal İslamcılar “Allah’ın, dinin emrettiğini sonuna kadar yapmalıyız” direnişiyle şiddete başvururlar. Buna Ka da katılır. Özetle karşıt iki grup birbirine öfkelenmek için diken üstünde oturuyor. Eleştiri kabul etmeden saldırıya hazır durumda bekliyor. Düşündüğünün tersini düşünene hain gözüyle bakılıyor. Bir grup radikal İslam, öteki grup askeri darbe peşinde koşuyor.

Orhan Pamuk, yıllarca hep tarihe kaçıyorsun, günümüzü anlatmıyorsun diye kendisini küçümsediklerini, Kar romanını da bu nedenle kaleme aldığını, bunun için Sabah gazetesinden bir “Gazeteci” kartı alarak 5 kez Kars’a gittiğini, orada değişik sürelerde yaşadığını, incelemeler yaptığını, video çekimleri yapıp notlar aldığını, romanını da 33 ayda tamamladığım anlattı. Ne var ki Kar, bir kitap olarak değil, bir tüketim ürünü olarak bill-boardlarda, televizyonlarda tanıtılarak, çok kısa sürede “best-seller” oldu. Nobel alana kadar 34 dile, ödül duyurulduktan sonra törene kadar bu sayı 49’a çıktı. 2004’te ABD’de New York Times’ın eki Book Review tarafından 2004’ün en iyi on kitabından biri seçildi, ardından dünyadaki 100 kitap listelerinde yer aldı.

2005 yılında Alman Yayıncılar Birliği’nce 56. Barış Ödülü verildi. 12 Ekim 2006’da da Nobel Edebiyat Ödülü‘nün Orhan Pamuk’a verildiği açıklanmasıyla tüm dünyada tüm kitapları liste başlarına yükseldi. Böylece Pamuk, Türk edebiyat tarihinde Nobel’i alan ilk ve tek Türk yazar olarak tarihe geçti.

Orhan Pamuk’u bu büyük üne ilk kitabı Cevdet Bey ve Oğulları romanıyla ortaya çıkan başarılı, geliştirilebilir yazarlık yeteneği taşıdı. Batı’ya özgü olan roman türünü teknik yönden inceledi ve değiştirdi. İlk yapıtından sonra post-modern roman anlayışını benimsedi, bu türün Türkiye’deki tek temsilcisiymişçesine davrandı, övüldü; kitabın bir edebiyat eseri olarak değil bir tüketim ürünü gibi pazarlanması yolunu açtı; romanlarında ele aldığı konuları tarihsel, dinsel, siyasal görüşlerle harmanladı; uluslararası platformlarda tartışma yaratan Ermeni tehciri olayını Ermeni tezleri doğrultusunda destekledi. Bütün bunlar ona Nobel yolunu açtı iddiaları gündeme geldi, tartışıldı.

Orhan Pamuk’a Nobel Edebiyat Ödülü verileceğinin açıklanmasından iki saat önce, Fransa Ulusal Meclisi, Hürriyet gazetesinin “Düşünce Soykırımı Yasası” olarak tanımladığı Ermeni Soykırımını İnkâr Yasası’nı kabul etti. “571 sandalyeli ulusal meclisteki oylamaya 125 milletvekili katıldı. 2001’de kabul edilen ‘Fransa Ermeni soykırımını açıkça tanır’ şeklindeki tek cümlelik yasaya, getirilen ‘bu soykırımı inkâr edenler hapis, para cezasına çarptırılır’ teklifi oylamaya sunuldu. Yasa teklifi 19’a karşı 106 oyla kabul edildi. Yasa teklifi, 1881 tarihli Basın Özgürlüğü Yasası’nda yer alan soykırım ve insanlığa karşı işlenmiş suçları reddedenlerle ilgili 24b maddesine atıfta bulunuyor. inkâr edenler 1 yıla ve 45 bin euro’ya kadar para cezasına çarptırılabilecek.” (Hürriyet, 13 ekim 2006). Bu olayla birlikte Orhan Pamuk’un 301. maddeden yargılanıp beraat ettiği sözleri birleştirildi ve Nobel Ödülü, çok yoğun bir biçimde eleştirildi. 80’e yakın şair ve yazar ortak bildiriyle protesto etti. Dolayısıyla Orhan Pamuk’a Nobel Ödülü siyasal nedenlerle verildi tezi savunulmaya çalışıldı. Ancak bir başka grup da onun romancılığının da dünya çapında başarılarla dolu olduğunu savundu. Büyük bir gazeteci-yazar grubu İsveç’te yapılan tören konuşmasına ve ödül törenine katıldı. Orada yaptığı konuşma da herkesi çok etkiledi. Ağlayanlar oldu. Türkiye’de gazete ve televizyonlarda büyük yankı yarattı.

Henüz ödül törenine katılmadan Türk gazeteci olarak onunla ilk konuşmayı Hürriyet yazarı Hadi Uluengin yaptı (Hürriyet, 23-24 kasım 2006). Ona mutlu ve sevinçli olduğunu söylerken, ödülün siyasi nedenle kendisine verilmediği, Akademi sekreterinin ‘Roman sanatını Batılıların elinden alıp, onu geliştirip, başka bir şeye dönüştürdüğü’ için verildiğini söyledi. Bu tezini şu sözlerle tamamladı Orhan Pamuk:

“Otuz yıldır romanla, edebiyatla yaptıklarımın anlaşılması, görülmesi iyi! Roman eğlenceyle okunacak, bize bütün dünyayı anlatacak bir şey. Ama ayrıca, bir sanat da! Bu sanatın bir tarihi gelişimi var. Ben Avrupa sanatının içine bizim kültürümüzü üfledim. Ortaya bambaşka bir şey çıktı. Otuz yıldır yaptığım budur! Bunun fark edilmesi sevindiriyor.”

İsveç Akademisi’nin daimi sekreteri ve Nobel Ödül Komitesi üyesi Horace Engdahl Orhan Pamuk’u “Sizi İsveç Akademisi adına içtenlikle kutluyorum. Majesteleri İsveç Kralı ‘nın elinden ödülünüzü almanızı rica ediyorum” diye kürsüye davet etti. İsveç Kralı XVI. Gustav, Nobel diploması, madalyası ve 10 milyon İsveç kronu içeren ödülü Pamuk’a takdim etti. Uzun süre alkışlanan Orhan Pamuk’un ödülünü almasından sonra orkestra J. M. Kraus’tan bir dinleti çaldı. Orhan Pamuk, törenin ardından Kral Gustav’ın ev sahipliğinde verilen yemekte, tüm kraliyet ailesinin oturduğu masada İsveç Kraliçesi Silvia’nın sağındaki üçüncü sandalyede oturdu. Pamuk’un sağında Prenses Christina, tam karşısında Prens Cari Philip yer aldı. Pamuk’un kızı Rüya, Amerika’nın İsveç büyükelçisiyle yan yana oturdu. 1250 seçkin davetlinin katıldığı yemek İsveç televizyonundan canlı yayımlandı.

Romancılığını kitap boyutunda irdeleyen Nüket Esen’in Kara Kitap Üzerine Yazılar (1992), Yıldız Ecevit’in Orhan Pamuk’u Okumak (1996), Mehmet Tekin’in Romancı Yönüyle Orhan Pamuk ve Yeni Hayat (1997), Nüket Esen’in Modern Türk Edebiyatı Üzerine Okumalar (2006) adlı çalışmaları yayımlandı.

Orhan Pamuk’un Eserleri

ROMAN:

  • Cevdet Bey ve Oğulları (1982)
  • Sessiz Ev (1983)
  • Beyaz Kale (1985)
  • Kara Kitap (1990)
  • Yeni Hayat (1994)
  • Benim Adım Kırmızı (1998)
  • Kar (2002)
  • Masumiyet Müzesi (2008)
  • Kafamda Bir Tuhaflık (2014)
  • Kara Kitap 25 Yaşında (Numaralı Özel Baskı, 2015)
  • Kırmızı Saçlı Kadın (2016)

ANI:

  • İstanbul: Hatıralar ve Şehir (2003)
  • Babamın Bavulu (2007)
  • Resimli İstanbul – Hatıralar ve Şehir (2015)

SENARYO:

  • Gizli Yüz (senaryo 1992)

Diğer:

  • Öteki Renkler (denemelerinden ve söyleşilerinden seçmeler, 1999)
  • Manzaradan Parçalar (denemelerinden ve söyleşilerinden seçmeler, 2010)
  • Saf ve Düşünceli Romancı, Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton Dersleri,2011
  • Ben Bir Ağacım (2013, Öykü)
  • Hatıraların Masumiyeti (2016, anlatı)

ÖDÜLLERİ

  • 1979 Milliyet Roman Yarışması Ödülü Karanlık ve Işık (iki yazar arasında paylaşıldı)
  • 1983 Orhan Kemal Roman Ödülü Cevdet Bey ve Oğulları
  • 1984 Madaralı Roman Ödülü Sessiz Ev
  • 1990 Independent Yabancı Roman Ödülü (Birleşik Krallık) Beyaz Kale
  • 1991 Prix de la Découverte Européene (Fransa) Sessiz Ev (Fransızca çevirisi nedeniyle)
  • 1991 Antalya Altın Portakal film festivali en iyi senaryo Gizli Yüz
  • 2002 Prix du Meilleur Livre Etranger (Fransa) Benim Adım Kırmızı
  • 2003 Premio rinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı
  • 2003 International Impac-Dublin Literary Award (İrlanda)
  • 2005 Prix Médicis Etranger (Fransa) Kar
  • 2005 Alman Yayıncılar Birliği’nin Barış Ödülü (Almanya)
  • 2005 Richarda Huch Ödülü (Almanya)
  • 2006 Le Prix Méditerranée étranger Ödülü (Fransa) Kar
  • 2006 Nobel Edebiyat Ödülü
  • 2008 Ovid Ödülü (Romanya)
  • 2010 Norman Mailer Yaşam Boyu Başarı Ödülü (ABD)
  • 2012 Sonning Ödülü
LGS SINAVINA KALAN SÜRE
6 HAZİRAN 2021
UA-110949892-2