Deyimler Sözlüğü (H Harfi) Başlayan

OdevTest
OdevTest
Kasım 18, 2018

H Harfi ile Başlayan Deyimler

Ha Hoca Ali, ha Ali Hoca: Farklı gibi gösterilen iki şeyin, gerçekte hiçbir değişikliği yoktur, “ikisi de birdir” anlamında kullanılır.

Ha babam (ha): 1. Devamlı olarak, hiç durmadan. 2. Karşısındakinin çabasını, gayretini artırmak için kullanılır.“Ha babam ha, az kaldı, bitireceğiz işi.”

Habbeyi kubbe yapmak: Önemsiz, küçük bir şeyi büyütüp mesele çıkarmak.“Söyle ona, habbeyi kubbe yapıp durmasın, ne olmuş çocuk biraz geç kalmış da!”

Haber uçurmak: Çabucak, gizlice haber göndermek.“Hemen haber uçurun köye, kaymakam bu gece misafir olacakmış!”

Ha bire: Durmadan, arka arkaya, sürekli olarak, ara vermeden.“Tarlada bir adam ha bire çalışıyordu.”

Hacet kalmamak: Gereği olmamak, lüzumu kalmamak.“Seni çağırmaya hacet kalmadı.”

Hacı ağa: Özellikle büyük kentlerde gereksiz yere çok para harcayan, taşralı bilgisiz zengin.“Ne bu israf! Hacı ağa mısın sen?”

Haddine mi düşmüş!: “Onun bunu yapmaya yetkisi yoktur; böyle bir işe nasıl, hangi yetenekle girişir? Bu işi yapması imkânsızdır” anlamında kullanılır.“Haddine mi düşmüş ki ona söz söyleyebilsin.”

Haddini bildirmek: Yetkisi dışındaki işlere karıştığı için sert bir karşılık vererek onu cezalandırmak, yola getirmek, uslandırmak, yetki sınırını bildirmek.“Haddini bildirin şu serseme de bir daha onun bunun malına el uzatmasın.”

Haddini bilmek: Kendi değer ve yeteneğini bilmek, üstün görmemek, kendi yapabileceği şeylerin ötesine geçmemek.“Merak etme sen, o haddini bilen bir çocuktur.”

Haddi zatında: Aslında.“Haddi zatında sen ona hakkını vermemiştin ki!”

Hafife almak: Küçümsemek, önem vermemek,“Beni hafife alıyorlar ama yanılıyorlar.”

Hak getire: “Yoktur, bulunmaz, Allah vermemiştir” anlamında kullanılır.“Öyle bir diyardayız ki su ve yiyecek Hak getire.”

Hak kazanmak: Davasında haklı olduğu meydan çıkmak, emeğinin karşılığını alabilecek duruma gelmek.“Emekliliğe yedi yıl sonra hak kazanacağım.”

Hakkı geçmek: 1. Birisinin payından bir başkası almış olmak. 2. Bir şeyde veya bir kimsede emeği bulunmak.“Komşumun çok hakkı geçmiştir bana, onunla mutlaka helâlleşmeliyim.”

Hakkından gelmek: 1. Güç bir işi başarı ile sonuçlandırmak. 2. Öç almak, yenmek veya cezasını vermek.“Siz onu bana bırakın, hakkından gelmesini bilirim.”

Hakkını helâl etmek: Geçen hakkını, emeğini bağışlamak.“Annem inşallah hakkını helâl eder bana.”

Hakkını vermek: 1. Bir şeyin lâyıkıyla yapılması için ne gerekiyorsa ondan kaçınmamak. 2. Birinin çalışmasını gereğince değerlendirmek, hakkı olan şeyi vermek.”Çalıştırdığın kişinin hakkını vermek zorundasın.”

Hakkını yemek: Birinin hakkı olan şeyi vermemek, onu kendisine maletmek.“Dürüst ol, milletin hakkını yeme, yoksa boğazında kalır.”

Hakk-ı sükût (sus payı): Bir konu üzerinde konuşmaması, bildiği şeyi söylememesi karşılığında bir kimseye sağlanan yarar.

Hak yolu: Cenab-ı Allah`ın insanlara kitapları ve peygamberleri ile bildirdiği, dünya hayatında tutmaları gereken yol, yaşama düzeni, doğru ve haklı yol.

Hâlden anlamak: Bir kimsenin içinde bulunduğu zor durumu kavrayarak, anlayıp sezerek hoşgörülü olmak, anlayış göstermek.“Dedem hâlden anlayan birisidir, bize iyi davranacağına eminim.”

Hâle yola koymak: Düzenlemek, tertiplemek, iyi işler bir duruma getirmek.“Hele şu işleri bir hâle yola koyalım, o zaman tatilini de düşünürüz.”

Hâli vakti yerinde: Zengin, oldukça varlıklı, para durumu iyi.“Hasan efendiler mi? Hâli vakti yerinde insanlardır onlar.”

Halis muhlis: Saf, katışıksız, temiz, eksiksiz, içinde yabancı madde bulunmayan.“Halis muhlis bir zeytin yağı satarız biz.”

Halka verir talkını kendi yutar salkımı: Kendi verdiği öğütlere kendisi uymaz.

Hallaç pamuğu gibi atmak: Bir arada, toplu bulunan şeyleri ya da kimseleri dağıtmak, parçalamak; bu yolla sağa sola, her birini bir yana atmak.”Sizin takımı hallaç pamuğu gibi atacağız sahadan.”

Halt etmek: Yakışıksız davranmak, uygunsuz bir söz söylemek veya kötü bir şey yapmak.“Halt etmişsin, bir de utanmadan anlatıyorsun.”

1 2 3 4
LGS SINAVINA KALAN SÜRE
6 HAZİRAN 2021
UA-110949892-2